Gezgin Fotoğrafçılar İçin 6 İpucu

1. HAZIRLIĞINIZI ÇOK İYİ YAPIN.

Hep söylüyoruz. Dünya güzel, gezip görecek, fotoğraflayacak yer çok, hepsine yetecek kadar zamanımız yok. O yüzden nereye gidiyorsanız gidin, gitmeden önce araştırmanızı çok iyi yapın. En iyi fotoğraf mevsimi hangisi? Günün hangi saatinde ışık daha iyi; gündoğumu mu, günbatımı mı, her ikisi birden mi? Fotoğraf çekeceğimiz saatte kalabalık mı? Hava nasıl?

Biz ne yapıyoruz?

Gideceğimiz yerle ilgili mümkün olduğunca çok kitap, gezi rehberi, dergi, blog yazısı, ne varsa okumaya çalışıyoruz.

500px.com, instagram ve hayranlıkla takip ettiğimiz fotoğrafçıların internet siteleri vazgeçilmez kaynaklarımız.

Fotoğraf noktalarını belirlemek için Google Earth’ten faydalanıyoruz.

Fotoğraf için ışığın en iyi saatler olduğunu düşündüğümüz gündoğumu ve günbatımı saatlerini, güneşin hangi noktadan doğduğunu ve battığını belirlemek için SunCalc.net uygulamasını (veya www.suncalc.net internet sitesini) kullanıyoruz.

Kaldığımız otelin resepsiyon görevlileri, yemek yemeğe gittiğimiz restoranın çalışanları, yerel turizm danışma ofisi… Hepsi bizim için çok değerli birer kaynak.

Son bir ipucu daha: Fotoğrafını çekeceğimiz bölgeye gittiğimizde yaptığımız şeylerden biri de kartpostal satan bir dükkân bulmak. Bazen hiç bir yerde rastlamadığımız çok farklı açıları veya daha az bilinen yerlerin fotoğraflarını yakalama imkânı buluyoruz. 

 

2. ERKEN KALKIN, GEÇ YATIN.

Işığın en iyi olduğu saatler, “Altın Saatler” olarak kabul edilen, gündoğumundan sonraki yaklaşık 1 saat ve günbatımından önceki yaklaşık 1 saattir. Bu saatleri kesinlikle kaçırmayın. Ayrıca “Mavi Saatler” dediğimiz, günbatımından sonraki yaklaşık 1 saatlik zamanda da harika kareler yakalayabilirsiniz.

Eğer şehir merkezindeyseniz, önemli binalar, tarihi eserler, çeşmeler, heykeller, kiliseler, köprüler, meydanlar özellikle aydınlatıldığı için ve turistlerin çoğu dışarıda olmadığı için çok farklı fotoğraflarla evinize dönebilirsiniz. 

 

3. EKİPMANINIZI İYİ TANIYIN.

Dersinizi evde çalışın. “O neydi, bu nasıldı, hangi ayardı?” diye uğraşırken, muhteşem bir kareyi kaçırmak istemezsiniz.

Ayrıca araştırmanızı iyi yaptıysanız, evden çıkmadan önce yanınıza hangi ekipmanı (lens, tripod, filtre vs) almanız gerektiğini biliyor olmanız lazım. Boş yere kilolarca ekipmanı taşımak istemezsiniz. Biz yaptık, siz yapmayın 🙂

 

4. SABREDİN.

Fotoğraf, sadece deklanşöre basmaktan ibaret değil. Bulunduğunuz yerde etrafınızdaki detaylara dikkat edin. Gökyüzündeki bulutlar tam istediğiniz noktada mı? Peki on beş dakika sonra daha iyi bir noktada mı olacak? Belki hiç beklemediğiniz bir anda, bir yerlerden gökyüzüne bir balon yükselecek ve kareyi tamamlayacak (Slovenya’da bize oldu) veya ağaçların arasından bir zürafa çıkacak ve jipinizin tam önünden geçecek (Kenya’da bize oldu) veyahut da gün boyu kapalı olan gökyüzü, tüm ümidinizi kesmişken ve tam da güneş batarken, sadece on dakikalığına aydınlanacak (Çek Cumhuriyeti’nde bize oldu).

Tolstoy’un dediği gibi: “Beklemeyi bilene, her şey tam zamanında gelir.” 

5. PHOTOSHOP’TAN KORKMAYIN.

Fotoğraf düzenleme bir aldatmaca değildir. Profesyonel fotoğrafçıların tamamı (evet tamamı!) fotoğraf düzenleme yazılımları kullanırlar. Fotoğraflarınızı nasıl daha keskin hâle getirebileceğinizi, renk tonlarıyla nasıl oynayabileceğinizi, ışık patlamalarını nasıl düzeltebileceğinizi, kumlanmayı nasıl azaltabileceğinizi, kontrastı nasıl iyileştirebileceğinizi öğrenin. Fotoğraflarınızı nasıl düzenleyeceğinizi öğrenmeniz, kullandığınız ekipman kadar önemlidir. Özellikle youtube bunun için uçsuz bucaksız bir kaynak.

Düzenlediğiniz fotoğrafların gerçekten mükemmel olmasını istiyorsanız, fotoğraflarınızı RAW (Ham) formatta çekin. Fotoğraf makinesi, sensör üzerine düşen görüntüyü, dijital bir işleme tâbi tutar ve fotoğraf hâline getirir. Çoğumuz fotoğraflarımızı JPEG formatında çekiyoruz. Dijital işlem yapılmadan, sensörden gelen ham verilerin doğrudan belleğe yazılmasıyla oluşan formata RAW deniyor. Yakalanan görüntü ham (yani işlemden geçmemiş) olduğu için çok daha fazla veri içerir ve fotoğrafın çok daha fazla özelliğini değiştirme imkânı verir. JPEG formatta çekilen fotoğraflarla da bir yere kadar çok iyi sonuçlar alabilirsiniz. Ama şu sözü unutmayın: “RAW formatta fotoğraf çekmemek, Ferrari’nizi sürekli olarak ikinci viteste kullanmaya benzer.”

 

6. KEŞFETMEKTEN VAZGEÇMEYİN.

Seyahat etmekten asla vazgeçmeyin. İyi kareler yakalamak için illâ ki uzak ülkelere gitmenize gerek yok. Günün farklı saatlerinde, kendi köyünüz, kasabanız veya şehrinizin güzelliklerini, farklı açılardan yakalamaya çalışın. Kız Kulesi’nin yüz farklı fotoğrafı mı var? Siz yüz birinciyi bulun.

By İLHAN EROĞLU