Çok geziyoruz… Gezilerimizdeki kısıtlı zamanımızın hiç bir dakikası boşa gitmesin diye, gezilerimiz öncesinde çok araştırıyoruz, çok okuyoruz. Bu araştırmalar ve okumalar sırasında karşımıza eğlenceli kitaplar da çıkıyor. Ella Frances Sanders’in “Lost In Translation” isimli kitabı da bunlardan biri. Bir kültürde özel bir anlamı olan, ama kendi dilimize tercüme etmeye çalıştığımız zaman bire bir çeviremeyeceğimiz kelimeleri derlemiş. Biz de hoşumuza gidenleri sizinle paylaşalım istedik.

 

RESFEBER (İsveççe): Yolculuk başlamadan önce gezginin kalbindeki heyecan.

PORONKUSEMA (Fince): Bir Ren geyiğinin mola vermeden rahatça yürüyebileceği mesafe. İster inanın, ister inanmayın, böyle bir ölçü var ve 7.5 kilometreye tekabül ediyor.

PİSAN ZAPRA (Malayca): Bir muzu yiyebilmek için gereken zaman. Tam 2 dakika!

KİLİG (Tagalog dili – Filipinler): Karnınızda kelebekler uçuşması hissi.

KOMOREBİ (Japonca): Ağaç yaprakları arasından süzülen ışık.

DRACHENFUTTER (Almanca): Kızdırdığınız eşinizle aranızı düzeltmek için aldığınız hediye. Bire bir tercümesi tek kelimeyle mükemmel: Ejderha yemi!

KARELU (Tulu dili – Güney Hindistan): Sıkı giydiğimiz kıyafetlerin vücudumuzda bıraktığı iz.

GURFA (Arapça): Bir avuca sığacak kadar su.

TİAM (Farsça): Birisiyle ilk karşılaştığınızda gözünüzde beliren parlama.

MURR-MA (Wagiman dili – Avustralya): Suyun altında sadece ayaklarınızla bir şeyler aramak.

COTİSEULTO (Karayip İspanyolcası): Gömleğini pantolonun içine sokmadan giyen erkek.

CAFUNE (Brezilya Portekizcesi): Parmaklarınızı âşık olduğunuz kişinin saçları arasında gezdirmek. Nefis hareket 🙂

BOKETTO (Japonca): Boş boş uzaklara bakmak.  

AKİHİ (Hawai dili): Yol tarifi alıp yola koyulduktan hemen sonra tarifi unutmak.

İKTSUARPOK (Eskimo dili): Sık sık dışarı çıkıp beklediğiniz kimse geliyor mu diye kontrol etmek.

VACİLANDO (İspanyolca): Gideceğiniz yerden çok, seyahat süresince yaşayacağınız tecrübelerin daha önemli olduğunu bilerek seyahat etmek.

KABELSALAT (Almanca): Birbirine karışmış kablolar. Bildiğiniz kablo salatası 🙂

TSUNDOKU (Japonca): Satın aldıktan sonra bir kitabı okumadan, diğer okumadığınız kitapların arasına bırakmak.

 

Sizin favoriniz hangisi?

By İLHAN EROĞLU